Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca, akıllı telefonlar 'bilgisayar' ve çıkarılabilir donanımlar da 'bilgisayar bileşeni' olarak kabul edilmektedir. Bu nitelemenin, şantaj gibi bir suçun soruşturmasında, şüphelinin telefonuna el konulması ve incelenmesi açısından doğurduğu usuli sonuçlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102435

Bu niteleme, şüphelinin telefonuna el konulması ve incelenmesinin, basit bir fiziki eşya araması olarak değil, CMK m. 134'te düzenlenen 'Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma' usulüne tabi olmasını gerektirir. Bu usulün sonuçları şunlardır: 1) Karar Yetkisi: Kural olarak 'hâkim kararı' gerekir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir. Kolluk amirinin bu konuda yetkisi yoktur. 2) İnceleme Usulü: Telefonun imajı (adli kopyası) alınmalı ve inceleme bu imaj üzerinden yapılmalıdır. Şifrenin çözülememesi halinde, bu kopya ile birlikte cihaza da el konulabilir. 3) Verilerin Korunması: İnceleme sonucunda elde edilen delillerin bir tutanağa bağlanması ve ilgisiz kişisel verilerin derhal imha edilmesi gerekir. Bu usule uyulmadan, örneğin basit bir arama kararıyla telefona el konulup doğrudan içinde arama yapılması, elde edilen delilleri (mesajlar, fotoğraflar vb.) hukuka aykırı hale getirir (CMK m. 217/2) ve bu deliller şantaj davasında sanık aleyhine kullanılamaz. (Kaynak: santaj-sucu-cezasi-tck-107-madde)