Çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı bir süreyle mağdurun hareket etme özgürlüğünün kısıtlanması, ayrıca 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' (TCK m. 109) suçunu oluşturur mu? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/8236 E. sayılı kararında bu konu nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102409

Hayır, oluşturmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, bu durum 'bileşik suç' (TCK m. 42) mantığıyla değerlendirilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, cinsel istismar suçunun işlenmesi için zorunlu veya doğal bir unsur olarak kabul edilmiştir. Cinsel istismar suçunun doğası gereği, mağdurun vücudu üzerinde bir eylem gerçekleştirilirken, o eylemle sınırlı ve o eylemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süre boyunca mağdurun hareket özgürlüğü zaten kısıtlanmış olur. Failin amacı ve eylemi cinsel istismara yöneliktir ve hürriyeti kısıtlama, bu suçun işlenişi sırasında zorunlu olarak ortaya çıkan bir durumdur. Eğer hürriyeti kısıtlama, cinsel istismar eyleminin süresini ve amacını aşan, ondan bağımsız bir nitelik kazanırsa (örn: eylem bittikten sonra mağduru saatlerce bir yerde tutmaya devam etme), o zaman ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da ceza verilebilir. Ancak eylemle sınırlı kısıtlama, cinsel istismar suçunun unsuru sayılır ve ayrıca TCK m. 109'dan ceza verilmez. (Kaynak: cinsel-istismar-sucu, Y9.CD, E. 2021/8236)