CMK m.198/1, sanığın yokluğunda yapılan duruşmadaki işlemler için 'eski hale getirme' yolunu düzenlerken, CMK m.198/2, sanığın duruşmadan bağışık tutulması veya müdafii ile temsil edilmesi halinde bu haktan yararlanamayacağını belirtir. Bu iki fıkra arasındaki dengeyi ve Yargıtay'ın bu dengeyi adil yargılanma hakkı lehine nasıl yorumladığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102408

CMK m.198, bir denge kurmayı hedefler. Bir yandan, sanığın yokluğunda yapılan işlemlere karşı savunma hakkını korumak için 'eski hale getirme' imkanı tanır (f.1). Diğer yandan, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek ve kendi iradesiyle duruşmaya katılmayan veya temsilci gönderen sanığın bu durumu kötüye kullanmasını engellemek için bu hakkı sınırlar (f.2). Ancak Yargıtay, bu dengeyi yorumlarken adil yargılanma hakkına üstünlük tanımaktadır. Özellikle m.198/2'deki sınırlamayı, sanığın yargılamayı takip etme iradesinin ve imkanının olduğu varsayımına dayandırır. Eğer sanık, müdafii aracılığıyla temsil edilmesine rağmen, müdafiin kusuru (örn. temyiz süresini kaçırma) veya ihmali (örn. önemli bir celseye katılmayıp bilgi vermeme) nedeniyle hak kaybına uğruyorsa, Yargıtay, sanığın iradesi dışında gerçekleşen bu durumun sonuçlarına katlanmak zorunda olmadığına ve 'eski hale getirme' imkanından yararlanabileceğine hükmetmektedir. Bu, kanunun lafzının, adil yargılanma hakkının ruhuyla ve hakkaniyetle yorumlanmasıdır. (Kaynak: durusmaya-katilmayan-saniga-tebligat)