Bir davanın taraflarından birinin, mahkeme dışı bir sulh sözleşmesi yapıldığını ve davanın bu sözleşmeye göre karara bağlanması gerektiğini iddia etmesi halinde, bu durumun mahkeme içi bir sulh haline gelebilmesi için hangi usuli şartların yerine getirilmesi gerekir? (Yargıtay 22. HD, 2014/17607 E.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102401

Mahkeme dışı sulh, Borçlar Hukuku'na tabi bir sözleşmedir ve tek başına mahkemeyi bağlamaz. Bunun mahkeme içi bir sulh haline gelerek (HMK m. 313), ilam niteliği kazanabilmesi için şu usuli şartların yerine getirilmesi gerekir: 1) Tarafların (veya vekillerinin) mahkeme huzurunda, mahkeme dışı sulh sözleşmesine göre sulh olduklarını beyan etmeleri gerekir. Bir tarafın iddiası, diğer tarafın kabulü olmadıkça yeterli değildir. 2) Bu sulh beyanının, HMK m. 154/3-ç uyarınca duruşma tutanağına geçirilmesi zorunludur. 3) Tutanağa geçirilen bu sulh beyanının, 'beyanda bulunan taraflara okunarak imzalarının alınması' gerekir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, davacının üyesi olduğu sendikanın yaptığı bir toplu iş sözleşmesine davalı dayanmış, ancak davacı vekili bunu kabul etmediğini beyan etmiştir. Bu durumda, tarafların ortak bir iradesi ve tutanağa geçirilip imzalanmış bir sulh beyanı olmadığından, mahkemenin 'sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına' karar vermesi, HMK'daki geçerlilik şartlarına uymadığı için hatalı bulunmuş ve bozulmuştur. (Kaynak: hmk-madde-144-taraflarin-dinlenilmesi.html)