HMK m. 52, tüzel kişilerin davada yetkili organları tarafından temsil edileceğini düzenler. Davalı olarak gösterilen bir kurumun (örn: Tarım İşletmesi) tüzel kişiliği bulunmuyor, ancak bir kamu tüzel kişisine (örn: Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bağlı bir kuruluş ise, davanın 'pasif dava ehliyeti yokluğu' nedeniyle reddedilmesi doğru mudur? Bu durumda 'temsilcide yanılma' ile 'hasımda yanılma' arasındaki fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102397

Hayır, davanın bu gerekçeyle reddedilmesi doğru değildir. Bu durum, 'hasımda yanılma' değil, 'temsilcide yanılma' olarak nitelendirilir. 'Hasımla yanılma', davanın tamamen yanlış kişiye karşı açılmasıdır. 'Temsilcide yanılma' ise, davanın doğru hasma (hak sahibi veya borçluya) karşı açılmasına rağmen, o hasmı temsil etme yetkisi olmayan bir birimin veya kişinin davalı olarak gösterilmesidir. Olayda, davanın asıl muhatabı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'dür. Bu genel müdürlüğe bağlı bir işletmenin davalı gösterilmesi, davanın yanlış kişiye açıldığı anlamına gelmez; sadece doğru tüzel kişiyi temsil eden organda hata yapıldığı anlamına gelir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/2457 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür bir durumda mahkeme, davayı reddetmek yerine, davacıya davayı gerçek hasma (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne) yöneltmesi ve dava dilekçesini tebliğ ettirmesi için uygun bir süre vermelidir. Bu, HMK'daki dürüstlük kuralı ve usul ekonomisi ilkesinin bir gereğidir. (Kaynak: hmk-madde-52-davada-kanuni-temsil.html)