Bir davada, davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması nedeniyle tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmıştır. Davacının, şirketin ihyası için dava açması amacıyla kendisine süre verilmesini talep etmesi halinde, bu talebin hukuki dayanağı nedir ve bu süreçte eldeki dava ne olur?
Bu talebin hukuki dayanağı, HMK m. 115/2'de düzenlenen 'giderilebilir nitelikteki dava şartı noksanlığının tamamlanması' ilkesi ile dürüstlük kuralıdır. Taraf ehliyeti (HMK m. 50) mutlak bir dava şartıdır ve tüzel kişiliği sona eren şirketin taraf ehliyeti yoktur. Ancak bu durum, alacaklıların haklarını tamamen ortadan kaldıran bir sonuç doğurmamalıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tasfiyesi tamamlanıp sicilden silinmiş bir şirketin, sonradan ortaya çıkan bir dava veya borç nedeniyle hukuki menfaatleri devam ediyorsa, 'tasfiyenin ihyası' veya 'şirketin ihyası' yoluyla geçici olarak yeniden tüzel kişilik kazanması mümkündür. Davacı, bu yönde Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açmak için süre istediğinde, mahkeme bu talebi kabul ederek kendisine uygun bir süre vermeli ve ihya davasının sonucunu 'bekletici mesele' yapmalıdır. Bu, hak arama özgürlüğünün bir gereğidir. (Yargıtay 21. HD, 2016/14338 E. sayılı karardaki mantıktan türetilmiştir. Kaynak: hmk-madde-52-davada-kanuni-temsil.html)