Bir sanayi tesisinin faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan emisyonların, 'çevreyi kasten kirletme' (TCK m. 181) veya 'taksirle kirletme' (TCK m. 182) suçunu oluşturup oluşturmadığının tespitinde, mahkemenin hangi somut kriterlere göre bir değerlendirme yapması gerekir? Sadece gözleme dayalı bir bilirkişi raporu yeterli midir? (Y18.CD, E:2015/38775)
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin anılan kararında da detaylıca açıklandığı üzere, bu suçların oluşup oluşmadığının tespiti için sadece genel gözleme dayalı bir rapor yeterli değildir. Mahkemenin şu somut kriterlere göre bir değerlendirme yapması gerekir: 1) Kirlilik Kaynağının Tespiti: Kirliliğe neden olan tesis ve faaliyetin net olarak belirlenmesi. 2) İlgili Mevzuatın Tespiti: Suç tarihinde yürürlükte olan ve o tesisin faaliyet alanına (hava, su, toprak) ilişkin olan yönetmeliklerin (örn: Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği) tespit edilmesi. 3) Sınır Değerlerin Aşılıp Aşılmadığı: İlgili yönetmeliklerde, o kirletici kaynak için öngörülen emisyon/deşarj 'sınır değerlerinin' aşılıp aşılmadığının teknik ölçümlerle ve uzman bilirkişi (çevre mühendisi, kimya mühendisi vb.) raporuyla ortaya konulması. 'Çevreye zarar verecek şekilde' kavramı, bu sınır değerlerin aşılmasıyla somutlaşır. 4) Kusurluluk Durumu: Kirlenme tespit edilirse, sanığın eyleminde kast mı yoksa taksir mi (bilinçli/bilinçsiz) olduğunun tartışılması. Sadece tesisin çevresinde kirlilik olmadığına dair genel ve gözleme dayalı, mevzuatla ilişki kurmayan bir rapor, Yargıtay denetimine elverişli değildir ve hükme esas alınamaz. (Kaynak: tck-madde-1-ceza-kanununun-amaci.html)