Yargıtay içtihatları, bir avukatın ceza davasında müdafilik görevini üstlenmesi için vekaletname ibraz etme zorunluluğu olmadığını kabul etmektedir. Peki, avukatın sanığı temsil ettiğinin kabulü için aranan asgari şart nedir? Bu durumun tebligat hukuku açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102369

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örn: YCGK, 17.11.2020, 2016/1421 E.) göre, bir avukatın sanığı temsil ettiğinin kabulü için aranan asgari şart, 'sanığın müdafii ile birlikte hazır bulunduğu bir celsede, o avukatı müdafii olarak görevlendirdiğine dair açık veya zımni beyanının' duruşma tutanağına geçmesidir. Sanığın 'avukatım yanımdadır' veya 'savunmamı avukatım yapacak' gibi bir beyanı yeterli görülmektedir. Bu kabulün tebligat hukuku açısından önemi büyüktür. Bir avukatın sanığın müdafii olduğu bu şekilde tutanağa geçtiği andan itibaren, Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca, o dava ile ilgili tüm tebligatların (gerekçeli karar, bilirkişi raporu vb.) bu avukata yapılması zorunlu hale gelir. Artık sanığa doğrudan tebligat yapılması usulsüz sayılabileceği gibi, süreler de avukata yapılan tebligatla işlemeye başlar. (Kaynak: durusmaya-katilmayan-saniga-tebligat)