Yargıtay içtihatları uyarınca, 'adli arama kararı' ile 'önleme araması kararı' arasındaki temel fark nedir? Bir ihbara dayanarak, henüz suç işlendiğine dair somut delil yokken yapılan bir aramanın hukuki niteliği ne olmalıdır ve bu arama sonucunda elde edilen delilin akıbeti ne olur? (Y12.CD, E:2016/11547)
İki arama türü arasındaki temel fark amaçlarıdır. 'Önleme araması' (PVSK m. 9), bir suçun işlenmesini veya bir tehlikenin meydana gelmesini önlemek amacıyla, somut bir suç şüphesi henüz yokken yapılır ve genel niteliktedir. 'Adli arama' (CMK m. 116 vd.) ise, işlenmiş bir suçun failini yakalamak, suç delillerini elde etmek veya müsadereye tabi eşyayı bulmak amacıyla, belirli bir suç şüphesi altında yapılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin kararında da belirtildiği gibi, bir ihbar üzerine, henüz suç işlendiğine dair somut deliller ve kuvvetli şüphe oluşmadan yapılan arama, 'önleme araması' niteliğindedir ve PVSK'daki usullere tabi olmalıdır. Eğer kolluk, bu durumu 'adli arama' gibi değerlendirip CMK usullerine göre (yazılı C. savcısı emri gibi) hareket etse bile, aramanın hukuki niteliği değişmez. Önleme araması kararıyla elde edilen ve tesadüfen bulunan bir delil adli soruşturmada kullanılabilir. Ancak, adli arama koşulları oluşmadığı halde, usulüne uygun bir önleme araması kararı da olmaksızın yapılan bir arama hukuka aykırı olur. Bu arama sonucu elde edilen deliller, 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi gereğince hukuka aykırı delil (CMK m. 217/2) sayılır ve hükme esas alınamaz. (Kaynak: cmk-madde-164-adli-kolluk-ve-gorevi.html)