Bir davada, taraflardan birinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmaması (örn. akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olması) durumunun yargılama sırasında anlaşılması halinde, mahkemenin yapması gereken işlem nedir? Bu eksikliğin sonuçlarını HMK m. 52, 54 ve 115 bağlamında açıklayınız.
Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmamak (dava ehliyeti yokluğu), HMK m. 114/1-d uyarınca bir 'dava şartı'dır. Mahkeme, bu eksikliği yargılamanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) gözetmek zorundadır. HMK m. 115/2'ye göre, dava ehliyeti eksikliği giderilebilecek bir noksanlık ise, mahkeme davayı hemen reddetmez. Yapması gereken, bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa (veya duruma göre karşı tarafa) kesin bir süre vermektir. Somut örnekte, kısıtlı kişinin kanuni temsilcisi olan vasisinin davaya katılımını sağlaması veya eğer vasi atanmamışsa vasi atanması için Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulması ve sonucunun beklenmesi için süre verilir. Bu süreç, HMK m. 52 (kanuni temsil) ve HMK m. 54 (temsil yetkisindeki eksiklik) hükümlerinin bir gereğidir. Verilen kesin süre içinde bu eksiklik giderilirse davaya devam edilir; giderilmezse dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. (Kaynak: hmk-madde-52-davada-kanuni-temsil.html)