CMK m.161/8'in, 4483 sayılı Kanun'a tabi suçlar yönünden getirdiği doğrudan soruşturma yetkisi, TCK m.314 (silahlı örgüt) suçunu da kapsamaktadır. TCK m.314/3'ün TCK m.220'ye yaptığı atıf ve TCK m.220/4'te 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan da ayrıca ceza verileceği' hükmü karşısında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve normalde soruşturma izni gerektiren bir suç (örn. ihaleye fesat karıştırma) için de doğrudan soruşturma yapılabilir mi? 'Evleviyet' (haydi haydi) kuralı bu duruma uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102359

Metinde bu konu, 'kanunilik' ilkesi çerçevesinde iki farklı bakış açısıyla tartışılmıştır. Bir görüşe göre, TCK m.314 ve TCK m.220 arasındaki atıflar bir bütünlük oluşturur. Silahlı örgüt üyeliği gibi çok daha ağır bir suç için doğrudan soruşturma yapılabiliyorsa, 'evleviyet' (haydi haydi) kuralı gereğince, bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen daha az ağır suçlar için de doğrudan soruşturma yapılabilmelidir. Bu yoruma göre, faaliyet suçları, asıl örgüt suçunun bir parçasıdır ve CMK m.161/8'in kapsamına zımnen dahildir. Diğer ve metnin yazarının da katıldığı daha dar yorumcu görüşe göre ise bu yaklaşım 'kanunilik' ilkesini (Anayasa m.38, TCK m.2) ve temel hakların ancak açık kanun hükmüyle sınırlanabileceği ilkesini (Anayasa m.13) ihlal eder. CMK m.161/8 istisnai bir hükümdür ve istisnalar dar yorumlanır. Madde, TCK m.314'ü saymış ancak TCK'nın diğer suçlarını (ihaleye fesat karıştırma gibi) saymamıştır. Bu nedenle, kanun koyucunun iradesini aşan genişletici bir yorum ve 'evleviyet' kuralı uygulanamaz. Bu görüşe göre, savcı TCK m.314'ten doğrudan soruşturma açabilirken, ihaleye fesat karıştırma suçu için 4483 sayılı Kanun uyarınca izin almak zorundadır. (Kaynak: teror-168)