Devletin tapu sicilini tutmasından doğan sorumluluğunun (TMK m. 1007) bir 'tehlike sorumluluğu' olarak nitelendirilmesi, illiyet bağının kesilmesi açısından ne gibi sonuçlar doğurur? İdarenin bu sorumluluktan kurtulabilmesi için neleri ispat etmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102339

Devletin TMK m. 1007 kapsamındaki sorumluluğunun, kusursuz sorumluluğun ağır bir türü olan 'tehlike sorumluluğu' olarak nitelendirilmesi, sorumluluktan kurtulma imkanını oldukça daraltır. Klasik kusursuz sorumluluk hallerinde (özen ve dikkat yükümünün ihlali gibi) idare, gerekli tüm önlemleri aldığını, özen ve dikkati gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir (kurtuluş beyyinesi). Ancak tehlike sorumluluğunda bu tür bir savunma yeterli değildir. İdarenin (Devletin) sorumluluktan kurtulabilmesi için, zarar ile kendi eylemi (tapu sicilinin hatalı tutulması) arasındaki 'uygun illiyet bağının' kesildiğini ispat etmesi gerekir. İlliyet bağını kesen sebepler ise şunlardır: 1) Mücbir sebep (önlenemez dış olay), 2) Zarar görenin ağır kusuru, 3) Üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesecek nitelikteki ağır kusuru. İdare, bu üç durumdan birinin varlığını kanıtlayamadığı sürece, tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür. (Kaynak: tapu-sicilinin-tutulmasi)