4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir kamu görevlisi hakkında, göreviyle ilgili bir suç iddiasıyla doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulması üzerine, savcılığın soruşturma izni istemeden doğrudan soruşturma yürüterek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesinin hukuki geçerliliği nedir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2005/9424 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir ayrım yapmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102302

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin anılan kararına göre, bu şekilde verilen bir kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki geçerliliği yoktur. Karar, 4483 sayılı Kanun ile CMK'daki soruşturma süreçleri arasındaki farkı ortaya koymaktadır. 4483 sayılı Kanun'a tabi suçlarda, yetkili merciden 'soruşturma izni' alınması bir dava ve soruşturma şartıdır. Bu izin alınmadan ceza soruşturması 'başlamaz'. Savcının bu aşamada yapabileceği tek şey, ivedilikle toplanması gereken delilleri tespit etmektir. Dolayısıyla, izin alınmadan başlatılan bir soruşturma hukuken yok hükmündedir ve bu soruşturma sonucunda CMK m. 172 anlamında bir 'kovuşturmaya yer olmadığı kararı' verilemez. Savcının verebileceği karar, olsa olsa soruşturma şartı gerçekleşmediği için 'işlem yapılmasına yer olmadığı' kararı olabilir. Bu nedenle, usulüne uygun olarak başlatılmayan bir soruşturma sonucu verilen takipsizlik kararının hukuken geçerli olmadığı ve daha sonra usulüne uygun alınan bir soruşturma izniyle yeni bir soruşturma yapılması gerektiği kararda belirtilmiştir. (Kaynak: cmk-madde-164-adli-kolluk-ve-gorevi.html, Y4.CD, E:2005/9424)