Bir ceza davasında, avukat vekaletname ibraz etmemiş ancak bir celseye katılmıştır. Sonraki celselere mazeretsiz olarak katılmayan bu avukatın, sanığı temsil görevinin devam edip etmediği konusunda mahkemede tereddüt oluşması halinde, tebligatların (örneğin esas hakkında mütalaanın) kime yapılması savunma hakkının korunması açısından en doğru usuldür?
Metinde bu sorun detaylıca ele alınmıştır. Ceza yargılamasında vekaletname zorunluluğu olmamakla birlikte, bir celseye katılan ve sanık tarafından müdafii olarak kabul edilen avukatın temsil görevi devam eder. Mahkemede bu konuda bir tereddüt oluşması halinde, savunma hakkının tam olarak güvence altına alınması ve olası hak kayıplarının önlenmesi için en doğru usul, tebligatın hem sanığın kendisine hem de dosyada kaydı bulunan avukata ayrı ayrı yapılmasıdır. Bu şekilde, avukatın görevinin devam ettiğinin kabulüyle Tebligat Kanunu m. 11'e uyulmuş olurken, sanığın da doğrudan bilgilendirilmesiyle hukuki dinlenilme hakkı (CMK m. 27) ve savunma hakkı en üst düzeyde korunmuş olur. Sadece sanığa tebligat yapılması, sanığın davayı müdafiiyle takip ettiği düşüncesiyle ihmalkar davranmasına; sadece avukata tebligat yapılması ise avukatın dosyayı takip etmemesi halinde sanığın haberdar olamamasına yol açabilir. Bu nedenle çifte tebligat, en güvenli yoldur. (Kaynak: durusmaya-katilmayan-saniga-tebligat)