Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2025 E., 2018/1189 K. sayılı kararında, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar nedeniyle Devletin sorumluluğuna (TMK m. 1007) dayalı tazminat davalarında, mülga 818 sayılı BK m. 60'taki haksız fiil zamanaşımı yerine, BK m. 125'teki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasının hukuki gerekçesi nedir?
YHGK'nın anılan kararında, Devletin TMK m. 1007 kapsamındaki sorumluluğunun hukuki niteliği üzerinde durulmuştur. Bu sorumluluk, klasik anlamda bir kusur sorumluluğu veya haksız fiil sorumluluğu değildir. Devletin sorumluluğu, tapu siciline kamu tarafından tanınan güvenin bir sonucu olarak ortaya çıkan, kusur şartı aranmayan, 'ağırlaştırılmış objektif sorumluluk' veya 'tehlike sorumluluğu' niteliğindedir. Devlet, sicillerin doğru tutulmasını taahhüt ederek, gerçeğe aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir. Bu sorumluluk türü, BK m. 41 vd. maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğundan farklı bir hukuki temele dayandığı için, haksız fiillere özgü olan BK m. 60'taki 1 yıllık kısa ve 10 yıllık uzun zamanaşımı süresine tabi değildir. TMK m. 1007'de özel bir zamanaşımı süresi de öngörülmediğinden, Borçlar Hukukunun genel prensibi gereği, 'başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her davanın on senelik müruru zamana tabi' olduğu kuralını getiren BK m. 125'teki (yeni TBK m. 146) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. (Kaynak: tapu-sicilinin-tutulmasi)