Sanığın yokluğunda verilen bir karara karşı, hem sanığın kendisinin hem de müdafiinin ayrı ayrı kanun yoluna başvurma hakkı olduğu gözetildiğinde, tebligatın sadece müdafie yapılması ve müdafiin temyiz süresini kusurlu olarak kaçırması durumunda sanığın hukuki durumu ne olur? YCGK kararları ışığında 'eski hale getirme' kurumunun bu bağlamdaki rolünü analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102261

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.02.2022 tarihli (2019/16-573 E., 2022/119 K.) ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 25.09.2023 tarihli (2021/19960 E., 2023/6167 K.) kararlarında bu durum ele alınmıştır. Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligat vekile yapılsa ve temyiz süresi bu tebligatla başlasa da, bu kural sanığın aleyhine katı bir şekilde yorumlanamaz. Yargıtay, müdafiin kusurlu davranışı (örneğin temyiz süresini kaçırması) nedeniyle sanığın kanun yolu hakkından mahrum bırakılamayacağını kabul etmektedir. Bu durumda sanığa, CMK m. 40 vd. hükümleri uyarınca 'eski hale getirme' talebinde bulunma imkanı tanınmalıdır. Sanık, müdafiin süreyi kaçırdığını öğrendiğinde, yasal süresi içinde eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz başvurusunu yapabilir. Bu yorum, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının bir gereğidir. (Kaynak: durusmaya-katilmayan-saniga-tebligat)