HMK m. 52, 'tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir' der. İflasına karar verilen bir şirketin dava ehliyeti ve temsil yetkisi kime geçer? Mahkemenin, iflasına karar verildiğini öğrendiği bir şirket tarafından açılan davayı, HMK m. 114/d (dava ehliyeti yokluğu) ve m. 115 (dava şartı noksanlığı) gerekçesiyle doğrudan reddetmesi neden hatalıdır? (Y23.HD, E. 2016/9659 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102243

İflasına karar verilen bir şirketin dava ehliyeti sona ermez, ancak dava takip yetkisi ve şirketi temsil yetkisi, şirketin organlarından (yönetim kurulu, müdürler) alınarak 'iflas idaresine' veya iflas idaresi kurulmamışsa 'iflas dairesine' geçer. Bu, bir 'temsil yetkisi' değişikliğidir, 'dava ehliyeti'nin tamamen ortadan kalkması değildir. Şirketin tüzel kişiliği iflasla değil, tasfiye sonunda ticaret sicilinden terkin ile sona erer. Mahkemenin davayı doğrudan dava ehliyeti yokluğundan reddetmesi hatalıdır çünkü: 1) Dava Şartı Yanlış Yorumlanmıştır: Dava açıldığı anda şirket henüz iflas etmemişse (karardaki gibi, dava aynı gün ama daha erken bir saatte açılmışsa), dava açıldığı anda dava ehliyeti mevcuttur. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen iflas, dava şartı yokluğu değil, 'dava sırasında ortaya çıkan bir temsilci değişikliği' durumudur. 2) Uygulanması Gereken Usul Farklıdır: Bu durumda mahkemenin uygulaması gereken usul, İİK m. 194'tür. Bu maddeye göre, iflasın açılmasıyla birlikte, müflisin taraf olduğu hukuk davaları (acele haller hariç) durur ve ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar takip edilemez. Bu süreden sonra, iflas idaresi davanın takibine karar verirse, dava iflas idaresi tarafından devam ettirilir. Mahkemenin yapması gereken, davayı hemen reddetmek yerine, İİK m. 194'teki süreci beklemek ve davanın tarafı olarak iflas idaresini (veya iflas dairesini) davaya dahil ederek yargılamaya devam etmektir. Doğrudan ret kararı, bu özel usul hükmünü göz ardı ettiği için hukuka aykırıdır.