Bir davada, davalının usulüne uygun olmayan bir ikrarına (HMK m. 154/ç'ye aykırı) dayanılarak ispat külfetinin davalıya geçirildiği ve bu temelde hüküm kurulduğu bir durumda, Yargıtay'ın bu kararı bozmasının temelinde hangi adil yargılanma hakkı ilkeleri yatmaktadır?
Yargıtay'ın bu kararı bozmasının temelinde, adil yargılanma hakkının (Anayasa m.36, AİHS m.6) ayrılmaz bir parçası olan şu ilkeler yatmaktadır: 1) Hukuki Dinlenilme Hakkı ve İspat Hakkı (HMK m.27): Tarafların, iddia ve savunmalarını kanunda öngörülen usuller çerçevesinde ispatlama hakkı vardır. İspat yükünün dağılımı da bu hakkın en önemli unsurlarından biridir. İspat yükünün, kanuna aykırı bir delile (geçersiz ikrara) dayanılarak değiştirilmesi, bu hakkın ihlalidir. 2) Kanuni Delil Sistemi ve Şekilciliğin Koruyucu Fonksiyonu: Hukuk muhakemesi, belirli şekil kurallarına tabidir. HMK m. 154/ç'deki 'okunma ve imza' şartı, ikrar gibi geri dönülmez sonuçları olan bir beyanın, sahibinin gerçek ve hür iradesini yansıttığından emin olmak için getirilmiş bir güvencedir. Bu şekil kuralı, sübjektif yorumların ve olası hataların önüne geçerek hukuki güvenliği sağlar. Bu kurala uyulmaması, elde edilen beyanı 'hukuka aykırı delil' haline getirir. 3) Silahların Eşitliği İlkesi: İspat yükünün hukuka aykırı bir şekilde bir taraftan alınıp diğer tarafa yüklenmesi, taraflar arasındaki dengeyi bozar ve silahların eşitliği ilkesini zedeler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/10725 K. sayılı kararı, bu ilkeler ışığında, usule aykırı elde edilmiş bir beyana dayanılarak ispat yükü gibi temel bir muhakeme kuralının değiştirilemeyeceğini ve bu şekilde kurulan hükmün adil bir yargılama ürünü olamayacağını ortaya koymaktadır.