Bir sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, TCK m. 58 (Tekerrür) hükümlerinin uygulanmasında neden bir ayrım yapılması gerekmektedir? Yargıtay'ın 'adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı' yönündeki içtihadının (Y7.CD, 17/10/2018 T.) yasal dayanağı nedir?
Bu ayrımın yapılmasının ve adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamamasının yasal dayanağı, tekerrür hükümlerinin düzenlendiği kanun maddelerinin lafzı ve amacıdır. TCK m. 58/6, tekerrür halinde hükmolunan cezanın 'mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceğini' belirtir. 'İnfaz rejimine göre çektirilme' ifadesi, doğası gereği 'hapis cezaları' için geçerli bir kavramdır. Hapis cezasının infazı, ceza infaz kurumunda belirli kurallara (kapalı, açık rejim vb.) göre 'çektirilir'. Adli para cezası ise, devlete belirli bir meblağın 'ödenmesi' suretiyle infaz edilen mali bir yaptırımdır. Adli para cezasının bir 'infaz rejimi' yoktur; ya ödenir ya da ödenmemesi halinde kamuya yararlı işte çalıştırma veya hapse çevrilme gibi ikincil mekanizmalar devreye girer. Ayrıca, tekerrür halinde koşullu salıverilme sürelerinin ağırlaştırılması gibi hükümler de (örn: 3/4 oran) hapis cezaları için anlamlıdır. Adli para cezasında koşullu salıverilme söz konusu değildir. Bu nedenlerle Yargıtay, TCK m. 58'deki tekerrür hükümlerinin, cezanın 'infaz rejimi' ve 'koşullu salıverilme' ile ilgili sonuçlarının sadece hapis cezaları için uygulanabileceğini, adli para cezaları için bu müessesenin uygulama olanağı bulunmadığını kabul etmektedir. Mahkemenin, hapis ve para cezası arasında ayrım yapmadan genel bir ifadeyle tekerrür uygulaması bu nedenle hukuka aykırıdır.