Sanığın duruşmadan bağışık tutulma (vareste tutulma) talebi mahkemece kabul edildiğinde, sanığın katılmadığı celselere ilişkin tutanakların kendisine tebliğ edilmemesinin hukuki dayanağı nedir? Bu durumda, yargılamayı takip etme yükümlülüğü kime aittir ve bu durumun hukuki dinlenilme hakkı açısından bir ihlal oluşturup oluşturmadığını tartışınız.
Sanığın duruşmadan bağışık tutulma talebi kabul edildiğinde, tutanakların kendisine tebliğ edilmemesinin hukuki dayanağı, sanığın bu hakkından 'feragat' etmiş sayılmasıdır. Vareste tutulma, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından kendi iradesiyle vazgeçmesi anlamına gelir. Bu durumda kanun, yargılamayı takip etme yükümlülüğünü sanığın kendisine veya varsa müdafiine yükler. Sanık, duruşmalara katılmasa bile, dosyanın seyrini (örneğin UYAP üzerinden veya müdafii aracılığıyla) takip etmekle mükelleftir. Bu durum, tek başına hukuki dinlenilme hakkının bir ihlalini oluşturmaz. Çünkü hukuki dinlenilme hakkı, kişiye bilgi sahibi olma ve açıklama yapma 'imkanının' tanınmasıdır. Sanık, vareste tutulmayı talep ederek, duruşmada bizzat bulunarak bilgi sahibi olma imkanından kendi rızasıyla vazgeçmiş olur. Mahkemenin ona her celseyi ayrıca tebliğ etme gibi bir pozitif yükümlülüğü doğmaz. Ancak, yargılamanın seyrini esastan değiştiren çok önemli bir gelişme (örneğin, aleyhe gelen bir bilirkişi raporu) olduğunda, adil yargılanma hakkı gereği, mahkemenin bu durumu sanığa veya müdafiine bildirmesinin hakkaniyete daha uygun olacağı savunulabilir. Fakat genel kural, takip yükümlülüğünün sanık ve müdafiine geçtiği yönündedir.