3713 sayılı TMK kapsamında olmayan bir suç örgütüne 'yardım ettiği' kabul edilen bir failin (TCK m. 220/7), bu yardım kapsamında iştirak ettiği bir yağma suçundan dolayı cezalandırılırken, hakkında TCK m. 58/9 uyarınca 'örgüt mensuplarına özgü' infaz rejiminin uygulanmasının YCGK tarafından (24.05.2023 tarihli karar) neden hukuka aykırı bulunduğunu, 'bağlılık kuralı' ve 'güvenlik tedbirlerinin şahsiliği' ilkeleri açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102216

YCGK'nın bu kararı hukuka aykırı bulmasının temelinde iki önemli ilke yatar: 1) Bağlılık Kuralının Güvenlik Tedbirlerinde Uygulanmaması: Ceza hukukunda iştirake ilişkin 'bağlılık kuralı' (TCK m. 40), bir suça iştirak edenin (örneğin yardım eden), failin işlediği suçtan sorumlu olmasını sağlar. Ancak bu kural, 'ceza sorumluluğu' ile ilgilidir. Güvenlik tedbirleri ise, failin kişisel 'tehlikelilik hali' ile ilgili, şahsi ve cezadan bağımsız yaptırımlardır. TCK m. 58/9'daki ağırlaştırılmış infaz rejimi bir güvenlik tedbiridir. Bu nedenle, örgüt üyesi olan asıl failin tehlikelilik haline bağlı bu güvenlik tedbiri, 'bağlılık kuralı' yoluyla örgüt üyesi olmayan yardım edene sirayet etmez. 2) Güvenlik Tedbirlerinin Şahsiliği: Her failin tehlikelilik durumu kendi hukuki statüsüne ve kişisel durumuna göre ayrı ayrı değerlendirilir. YCGK'ya göre, TCK sistematiğinde 'örgüte yardım eden' kişi, 'örgüt mensubu' (üye) sayılmamaktadır. TCK m. 58/9 ise açıkça 'örgüt mensubu suçlu' hakkında uygulanacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, örgüt hiyerarşisine dahil olmayan ve sadece yardım eden sanığın, örgüt üyesi ile aynı 'özel tehlikelilik haline' sahip olduğu varsayılamaz. Onun hakkında TCK m. 58/9'u uygulamak, kanunda öngörülmeyen bir güvenlik tedbirini kıyasen genişletmek anlamına gelir ki bu, 'kanunilik' ilkesine aykırıdır.