5237 sayılı TCK'nin 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunda, maddenin 1. ve 2. fıkraları arasında manevi unsur (kast) açısından bir farklılık var mıdır? Bu farklılık, suçların kanuni tanımındaki ifadelerden nasıl anlaşılmaktadır?
Evet, iki fıkra arasında manevi unsur açısından önemli bir farklılık vardır. TCK m. 107/1'de düzenlenen şantaj suçu için 'genel kast' yeterlidir. Failin, hakkı olan bir şeyi yapacağından bahisle, mağduru kanuna aykırı bir şey yapmaya zorladığını bilmesi ve istemesi suçun oluşumu için yeterlidir. Maddenin bu fıkrasında, failin bu eylemi belirli bir 'amaç' veya 'saik' ile yapması aranmamıştır. Buna karşılık, TCK m. 107/2'de düzenlenen şantaj suçu, 'özel kast' ile işlenebilen bir suçtur. Madde metni, 'Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla...' diyerek, failin eylemi gerçekleştirirken belirli bir amaç (yarar sağlama maksadı) gütmesini aramaktadır. Bu, suçun manevi unsuruna eklenmiş özel bir niyettir. Dolayısıyla, 1. fıkradaki suçun oluşumu için failin zorlama eylemini bilip istemesi yeterliyken; 2. fıkradaki suçun oluşumu için, failin şeref veya saygınlığa zarar verecek hususu açıklama tehdidini, bu eylemden bir 'yarar elde etme' özel kastıyla yapmış olması şarttır. Eğer bu özel kast yoksa, örneğin sırf hakaret veya küçük düşürme amacıyla bu tür bir tehditte bulunulmuşsa, eylem şantaj değil, koşulları varsa tehdit veya hakaret suçunu oluşturabilir.