CMK m. 290, 'Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez' demektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/112 K. sayılı kararı ışığında, 'sadece sanık yararına konulmuş hukuk kuralı' ile 'kamu düzenine ilişkin usul kuralı' arasındaki ayrım nasıl yapılır? Sanığın nüfus ve sabıka kaydının getirilmemesi veya duruşma tutanağının bir sayfasının zabıt kâtibince imzalanmaması neden 'sadece sanık yararına' bir kuralın ihlali olarak değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102187

YCGK'ya göre, 'sadece sanık yararına konulmuş hukuk kuralı', amacı doğrudan maddi gerçeğin araştırılması veya kamu yararı olmayıp, yalnızca sanığın hak ve menfaatlerini korumak olan usul kurallarıdır (örneğin, sanığa ek savunma hakkı verilmesi, son sözün sanığa verilmesi). 'Kamu düzenine ilişkin usul kuralı' ise, ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet eden, yargılamanın diğer süjelerinin (mağdur, katılan) haklarını da ilgilendiren ve adil yargılanmanın temel ilkeleriyle bağlantılı kurallardır. YCGK'nın somut olayda sanıkların nüfus ve sabıka kaydının getirilmemesi veya tutanağın imzasız olmasını 'sadece sanık yararına' bir kural ihlali olarak görmesinin nedeni, bu eksikliklerin somut olayda sanık aleyhine bir sonuç doğurmaması ve davanın 'şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme' ile sonuçlanmasıdır. Yani, sanıklar zaten lehlerine olan en olası kararı almışlardır. Bu durumda, kimlik tespiti veya tutanağın şekli gibi normalde kamu düzenine ilişkin sayılabilecek bu kuralların ihlalinin, sanıklar aleyhine bir bozma gerekçesi yapılması, CMK m. 290'ın 'sanık lehine oluşmuş bir durumu aleyhe çevirmeme' amacına aykırı düşecektir. Eğer bu eksiklikler nedeniyle kimlikte bir karışıklık iddiası olsaydı veya yargılamanın seyri değişseydi, durum farklı olurdu ve kural kamu düzeniyle ilgili sayılırdı.