Devletin tapu sicilini tutmasından doğan sorumluluğunun (TMK m. 1007) hukuki niteliği nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (E. 2017/2025, K. 2018/1189), bu sorumluluğun bir haksız fiil olmadığını ve bu nedenle zamanaşımında BK m. 60'ın değil, BK m. 125'teki 10 yıllık genel zamanaşımının uygulanması gerektiğine karar vermesinin ardındaki temel hukuki argümanlar nelerdir?
Devletin tapu sicilini tutmasından doğan sorumluluğunun hukuki niteliği, 'kusursuz sorumluluk'tur. Daha spesifik olarak, doktrin ve Yargıtay kararlarında 'tehlike sorumluluğu' veya 'ağırlaştırılmış objektif sorumluluk' olarak kabul edilmektedir. YHGK'nın bu sorumluluğa haksız fiil zamanaşımını (eski BK m. 60) uygulamamasının temel argümanları şunlardır: 1) Kusur Şartının Olmaması: Haksız fiil sorumluluğunun temel unsuru 'kusur'dur. Oysa TMK m. 1007'deki devlet sorumluluğu, tapu memurunun kusurlu olup olmamasından bağımsız, objektif bir sorumluluktur. Devlet, sicili tutma eyleminin kendisinden kaynaklanan riskleri üstlenmiştir. 2) Sorumluluğun Kaynağı: Haksız fiil, hukuka aykırı bir fiille bir başkasına zarar vermektir. Buradaki sorumluluk ise, kanunun devlete özel olarak yüklediği bir 'kamu hizmetini yürütme' (tapu sicilini tutma) görevini yerine getirirken ortaya çıkan zararlardan kaynaklanır. Sorumluluğun kaynağı, kanunun kendisidir. 3) Güven İlkesi: Tapu siciline güven, mülkiyet hakkının ve işlem güvenliğinin temelidir. Devlet, bu güveni taahhüt etmektedir. Bu güvenin sarsılması sonucu doğan zararın tazmini, bir haksız fiilin tazmininden farklı, kendine özgü (sui generis) bir sorumluluk türüdür. Bu nedenlerle YHGK, TMK m. 1007'nin haksız fiil hükümlerine tabi olmadığını, özel bir zamanaşımı süresi de öngörülmediği için Borçlar Kanunu'nun genel hükmü olan m. 125'teki (yeni TBK m. 146) 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olması gerektiği sonucuna varmıştır.