Bir tam yargı davasında, zararın kaynağı olan idari faaliyetin (örneğin bir alt geçit inşaatı) bir 'idari işlem' (yapım kararı) ile başlaması ve bir 'idari eylem' (alt geçidin işletilmesi) ile devam etmesi durumunda, dava açma süresinin İYUK m. 12'ye mi yoksa m. 13'e mi tabi olacağı nasıl belirlenmelidir? Anayasa Mahkemesi'nin Özer Aslankılıç kararında (B. No: 2021/40471) benimsediği 'zararın öğrenilmesi' kriteri, bu ayrımı nasıl etkilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102183

Bu tür karmaşık durumlarda dava açma süresinin hangi maddeye tabi olacağı, zararın niteliğine ve ne zaman ortaya çıktığına göre belirlenmelidir. Eğer zarar, doğrudan 'idari işlem'in (örneğin kamulaştırma kararının) tebliği ile ortaya çıkmış ve öğrenilmişse, İYUK m. 12'deki daha kısa olan 60 günlük süre uygulanır. Ancak, zarar idari işlemin icrası niteliğindeki 'eylem'in sonuçları zamanla ortaya çıktıkça doğuyorsa (örneğin alt geçit açıldıktan sonra ticari potansiyelin düşmesi), bu durumda İYUK m. 13'ün uygulanması gerekir. AYM'nin Özer Aslankılıç kararında benimsediği 'zararın öğrenilmesi' kriteri, bu ayrımda kilit rol oynar. AYM, dava açma süresinin, hak sahibinin zararın varlığını ve idareyle olan illiyet bağını 'fiilen öğrendiği' veya somut koşullar altında 'öğrenmesi gerektiği' tarihten başlatılması gerektiğini vurgular. Alt geçit örneğinde, taşınmazdaki değer kaybı, alt geçidin hizmete girdiği gün değil, ticari hayatın olumsuz etkilenmesiyle, yani zaman içinde ortaya çıkan ve tespit edilebilir hale gelen bir zarardır. AYM'nin bu yorumu, idari eylemin sonuçlarının devam ettiği durumlarda, sürenin başlangıcını eylemin bittiği tarihe değil, zararın somutlaştığı ve öğrenildiği tarihe çekerek, İYUK m. 13'ün uygulanma alanını genişletmekte ve mahkemeye erişim hakkını güvence altına almaktadır.