Bir derneğin tüzel kişilik kazanması, kurucuların kuruluş bildirimini ve tüzüğünü mülki idare amirliğine verdikleri anda gerçekleşir (TMK m. 59). Bu 'bildirim' sisteminin, dernek kurma özgürlüğü (Anayasa m. 33, AİHS m. 11) açısından önemi nedir? Mülki idare amirliğinin 60 günlük inceleme süresinin ve tespit ettiği hukuka aykırılıklar nedeniyle fesih davası açılmasını isteme yetkisinin, bu özgürlüğe getirdiği sınırlamanın meşruiyeti ve sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102178

Kuruluşun 'bildirim' esasına dayanması, dernek kurma özgürlüğünün temel bir güvencesidir. Bu sistem, dernek kurmak için devletten 'izin' alınması zorunluluğunu ortadan kaldırır ve hakkın kullanımını kolaylaştırır. Bireyler, bir araya gelip gerekli belgeleri sunarak, idarenin ön onayı olmaksızın derneklerini kurabilirler. Bu, Anayasa'nın 33. maddesindeki 'Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir' ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır. Mülki idare amirliğinin 60 günlük inceleme yetkisi ise, bu özgürlüğün denetimsiz olmadığı anlamına gelir. Bu, bir 'sonradan denetim' mekanizmasıdır. Bu denetimin meşruiyeti, kamu düzeninin, genel ahlakın korunması ve derneğin amacının kanuna aykırı olmamasının sağlanması gibi meşru amaçlara dayanır. Sınırları ise şunlardır: 1) Denetim, sadece kanunda belirtilen zorunlu unsurların (kurucu sayısı, tüzükteki zorunlu maddeler vb.) varlığı ve hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. İdarenin, derneğin amacının 'yerindeliğini' denetleme yetkisi yoktur. 2) Tespit edilen eksiklik veya hukuka aykırılık için mutlaka 30 günlük bir 'düzeltme süresi' verilmelidir. 3) İdare, derneği doğrudan feshedemez; sadece yetkili mahkemede (asliye hukuk) fesih davası açılması için Cumhuriyet savcılığına bildirimde bulunabilir. Bu, özgürlüğe müdahalenin ancak bir mahkeme kararıyla mümkün olmasını sağlayarak yargısal güvenceyi temin eder.