Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nın, soruşturmanın genişletilmesine gerek görmesi halinde CYY'nin 173/3. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimini görevlendirebilmesi yetkisi ile soruşturma yapma görevinin esasen Cumhuriyet savcısına ait olması (CYY m. 160) ilkesi arasında nasıl bir ilişki vardır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/257 K. sayılı kararında, 'etkin bir soruşturma yapılmaması' halinde dosyanın savcılığa iade edilebileceğini kabul etmesi, bu iki hüküm arasında nasıl bir yorum dengesi kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102169

CYY m. 173/3'teki Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nın sulh ceza hâkimini görevlendirme yetkisi, kural olarak Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturmayı yeterli bulduğu ancak karara varabilmek için 'ek' veya 'eksik kalmış' birkaç noktanın daha aydınlatılmasına ihtiyaç duyduğu istisnai durumlar için öngörülmüştür. Bu, soruşturmanın asli yetkilisinin savcı olduğu (CYY m. 160) ilkesini ortadan kaldırmaz. YCGK'nın 2007/257 K. sayılı kararı, bu iki hüküm arasında bir yorum dengesi kurarak şu ayrımı yapmaktadır: Eğer savcı, gerekli temel soruşturma işlemlerini yapmış ancak bazı hususlar eksik kalmışsa, itiraz mercii bu eksiklikleri sulh ceza aracılığıyla tamamlatabilir. Ancak, savcı neredeyse 'hiçbir' etkin soruşturma yapmamışsa (örneğin sadece müşteki ifadesi alıp, tanık dinleme, kayıt getirtme gibi temel işlemleri hiç yapmamışsa), bu durumda ortada 'tamamlanacak' bir soruşturma değil, 'yapılacak' bir soruşturma vardır. Soruşturmayı yapmak asli görevi olan savcının bu görevini hiç yerine getirmediği bir durumda, istisnai bir yetki olan sulh ceza hakiminin soruşturma yapması, sistemin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle YCGK, böyle durumlarda dosyanın soruşturmanın asıl sahibi olan Cumhuriyet savcılığına iade edilerek etkin bir soruşturma yapılmasının sağlanması gerektiği yönünde bir içtihat geliştirmiştir.