Ceza yargılamasında sanık müdafii yerine sadece sanığa tebligat yapılması durumunda, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu tebligatı neden 'usulsüz' kabul ettiğini (Y.4.CD, 11.04.2023 T.) ve kararın kesinleşmediği sonucuna vardığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 11 ile ceza muhakemesindeki savunma hakkı arasındaki ilişkiyi kurarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102166

Yargıtay'ın bu tebligatı 'usulsüz' kabul etmesinin temel nedeni 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesindeki amir hükümdür. Bu madde, 'Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır' der. Ceza yargılamasında sanığın bir müdafii (vekili) varsa, yargılamaya ilişkin tüm tebligatların hukuken geçerli olabilmesi için bu müdafiye yapılması zorunludur. Bu kural, sadece bir usul hükmü olmanın ötesinde, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesinin bir gereğidir. Müdafii, tebligatı aldığında hukuki sonuçlarını değerlendirecek, gerekli itirazları veya kanun yolu başvurularını süresinde yapacak teknik bilgiye sahiptir. Sadece sanığa tebligat yapılması, sanığın bu hukuki süreçleri ve süreleri kaçırma riskini doğurur, bu da savunma hakkını zedeler. Yargıtay, bu zorunluluğa uyulmamasını temel bir usul hatası olarak görmekte ve usulsüz tebligatla kanun yolu sürelerinin işlemeye başlayamayacağını, dolayısıyla kararın da kesinleşmediğini kabul etmektedir. Bu, Tebligat Kanunu'ndaki şekil şartının, CMK'daki savunma hakkının maddi özünü korumak için var olduğu anlayışını yansıtır.