CMK m. 191 ve devamı maddelerine göre duruşmada sanığın hazır bulunması ilkesi, 'yargılamanın yüz yüzelik' ve 'sözlülük' ilkeleriyle nasıl bir bağ içerisindedir? Bu ilkelerin ihlal edilmesinin savunma hakkı açısından sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102149

'Yüz yüzelik' ilkesi, tarafların ve hâkimin, delillerin ortaya konulması ve tartışılması sırasında aynı ortamda yüz yüze bulunmasını ifade eder. 'Sözlülük' ilkesi ise, iddia ve savunmaların yazılı olarak sunulmasının yanı sıra, duruşmada sözlü olarak dile getirilmesi ve tartışılmasıdır. Sanığın duruşmada hazır bulunması (CMK m. 193/1), bu iki temel ilkenin hayata geçirilmesinin en önemli aracıdır. Sanık duruşmada hazır bulunduğunda, kendisine yöneltilen suçlamaları ve aleyhindeki delilleri doğrudan duyar (bilgi edinme hakkı), bunlara karşı sözlü olarak savunma yapar (açıklama ve ispat hakkı), tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru sorabilir ve mahkemenin kanaatinin oluşumuna doğrudan etki etme imkanı bulur. Sanığın yokluğunda yargılama yapılması, bu ilkeleri ve dolayısıyla sanığın savunma hakkını (Anayasa m. 36) temelden zedeler. Bu nedenle kanun, sanığın yokluğunda yargılamayı çok istisnai hallerle (CMK m. 193/2, 195, 196) sınırlandırmıştır. (Kaynak: cmk-madde-290-sanigin-yararina-olan-kurallara-aykirilik.html'deki karşı oy yazısı)