Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğuna ilişkin bir davada, davalı Hazine'nin, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan (örn. kıyı) bir yer olduğu ve bu nedenle özel mülkiyete konu olamayacağı yönündeki savunması, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? AİHM'in KÖKTEPE-TÜRKİYE kararında bu konu nasıl değerlendirilmiştir?
Hayır, bu savunma tek başına tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yargılama sonucunda taşınmazın tapusunun, devletin hüküm ve tasarrufu altında bir yer olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilebilir. Ancak bu durum, daha önce Devlet tarafından geçerli bir hukuki nedene (kadastro, tahsis vb.) dayanılarak usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve kişiye mülkiyet hakkı sağlamış olan tapu kaydının yolsuzluğundan doğan zararı ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2025 sayılı kararında da atıf yapılan AİHM'in Kök tepe-Türkiye kararında belirtildiği gibi, mülkiyetten yoksun bırakma kamu yararına (kıyıların korunması gibi) dayansa bile, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağ ilgilisine ödenmeden mülkten mahrum bırakmak, mülkiyet hakkına 'orantısız bir müdahale' teşkil eder. Devlet, bir yandan kendi verdiği tapunun geçersiz olduğunu ileri sürüp diğer yandan bundan doğan zararı karşılamaktan kaçınamaz. Bu, hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmaz. Dolayısıyla, tapu iptal edilse bile, Devletin TMK m. 1007 kapsamındaki tazminat sorumluluğu devam eder. (Kaynak: tapu-sicilinin-tutulmasi)