4721 sayılı TMK m. 1007'de düzenlenen Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğunun, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 55. maddesindeki 'istihdam edenin sorumluluğu'ndan temel farkı nedir? Neden birincisi kusursuz sorumluluk iken ikincisi bir kusur karinesine dayanır?
İki sorumluluk türü arasındaki temel fark, dayandıkları hukuki temel ve kurtuluş imkanlarıdır. BK m. 55'teki istihdam edenin sorumluluğu, 'özen yükümlülüğünün ihlaline' dayanan bir 'kusur karinesi' üzerine kuruludur. İstihdam eden, çalışanı seçerken, ona talimat verirken ve onu denetlerken gerekli tüm özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir (kurtuluş kanıtı). TMK m. 1007'deki Devletin sorumluluğu ise, YHGK'nın 2017/2025 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'ağırlaştırılmış objektif sorumluluk' veya 'tehlike sorumluluğu' niteliğinde, tam bir kusursuz sorumluluktur. Devlet, tapu memurunu seçerken veya denetlerken ne kadar özen gösterirse göstersin sorumluluktan kurtulamaz. Sorumluluğun temeli, Devletin tapu siciline kamu güveni atfetmesi ve bu sicillerin yolsuz tutulmasından doğan tehlikeyi de üstlenmesidir. Devletin bu sorumluluktan kurtulabilmesi, ancak illiyet bağını kesen bir sebebin (mücbir sebep, mağdurun veya üçüncü kişinin ağır kusuru) varlığını ispat etmesiyle mümkündür. (Kaynak: tapu-sicilinin-tutulmasi)