TCK m.103/4'e göre, cinsel istismarın, 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı 'cebir veya tehditle' işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli haldir. Oysa aynı kanunun 103/1-a maddesi, bu yaş grubundaki çocuklara karşı rızaları olsa dahi her türlü cinsel davranışın istismar sayılacağını belirtmektedir. Bu iki hüküm arasındaki ilişkiyi ve TCK m.103/4'teki düzenlemenin pratik anlamını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102069

Bu iki hüküm arasında bir çelişki yoktur, birbirini tamamlayan ve farklı haksızlık katmanlarını düzenleyen hükümlerdir. TCK m. 103/1-a, 15 yaşını tamamlamamış çocuğun rızasının hukuken geçersiz olduğunu ve bu yaş grubuna yönelik her türlü cinsel davranışın, rıza olsa bile suçun temel şeklini oluşturduğunu belirterek suçun varlığını kurar. TCK m. 103/4 ise, bu suçun işleniş biçimine ilişkin bir ağırlaştırıcı neden öngörür. Yani, fail, rızası zaten geçersiz olan bir çocuğa karşı eylemini gerçekleştirirken, ayrıca çocuğun olası direncini kırmak veya onu korkutmak için cebir (fiziksel güç) veya tehdit kullanmışsa, eylemin haksızlık içeriği daha da artmış olur. Bu durumda fail, hem çocuğun cinsel dokunulmazlığını ihlal etmekten hem de bu ihlali cebir veya tehdit gibi daha vahim bir yöntemle işlemekten dolayı daha ağır bir cezayla (yarı oranında artırım) cezalandırılır. Kısacası, 103/1-a suçun varlığını, 103/4 ise işleniş şekline göre cezanın ağırlaştırılmasını düzenler. (Kaynak: cinsel-istismar-sucu)