CMK m.197 uyarınca sanığın duruşmaya müdafii göndermesi, mahkemenin duruşma tutanaklarını veya ara kararları sanığa tebliğ etme zorunluluğunu ortadan kaldırır mı? Savunma hakkının temini açısından bu durumun potansiyel riskleri nelerdir?
Uygulamada, sanık davayı bir müdafii ile takip ediyorsa, mahkemeler genellikle celse tutanaklarını veya ara kararları ayrıca sanığa tebliğ etme zorunluluğu görmemektedir. Zira müdafiin, sanığı yargılamanın her aşamasından haberdar etme yükümlülüğü olduğu varsayılır. Ancak metinde de belirtildiği gibi bu durum, özellikle müdafiin bazı celselere katılmadığı ve sanığı bu celseler hakkında bilgilendirmediği durumlarda savunma hakkının kısıtlanması riskini gündeme getirmektedir. Örneğin, sanığın yokluğunda ve müdafiin de katılmadığı bir celsede kritik bir tanık dinlenmiş veya dosyaya aleyhe bir bilirkişi raporu sunulmuş olabilir. Sanığın bu gelişmelerden haberdar olamaması, bunlara karşı beyanda bulunma ve karşı delil sunma hakkını (hukuki dinlenilme hakkı - CMK m. 27) fiilen ortadan kaldırabilir. Bu nedenle, savunma hakkının tam temini için, özellikle sanığın hukuki durumuna etki edebilecek önemli gelişmelerin, müdafii olsa bile, sanığa da bildirilmesi en güvenceli yoldur. (Kaynak: durusmaya-katilmayan-saniga-tebligat)