İYUK m. 13'e göre, idari eylemlerden doğan zararlar için idareye başvuru süresi 'öğrenme tarihinden itibaren bir yıl'dır. 'Öğrenme' kavramı, objektif ve subjektif unsurlar açısından nasıl yorumlanmalıdır? Bir kişinin, zararı ve zararın idari eylemden kaynaklandığını makul olarak ne zaman öğrenmiş sayılacağı konusunda hangi kriterler esas alınmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #102062

Bu soru da doğrudan metinlerdeki bir karara dayanmamakla birlikte, AYM'nin Özer Aslankılıç kararındaki mantık yürütmeden türetilmiştir. İdari yargıda 'öğrenme' kavramı, hem subjektif hem de objektif unsurlar içerir. Subjektif unsur, ilgilinin zararı ve sorumlusunu bizzat öğrendiği andır. Ancak bu, sübjektif beyana tamamen bağlı kalınacağı anlamına gelmez. Objektif unsur, dürüstlük kuralı çerçevesinde, benzer durumdaki makul bir kişinin zararı ve sorumlusunu ne zaman öğrenebileceğinin mahkeme tarafından takdir edilmesidir. Kriterler şunlar olabilir: 1) Zararın niteliği: Zarar ani ve açık bir şekilde mi ortaya çıktı, yoksa zamanla ve yavaş yavaş mı belirdi? 2) İlliyet bağının belirginliği: Zararın idari eylemden kaynaklandığının ortalama bir vatandaş tarafından anlaşılabilir olup olmadığı. 3) Bilgiye erişim imkanı: İlgilinin, zararın boyutunu ve nedenini tespit etmek için gerekli bilgilere (raporlar, ölçümler vb.) erişim imkanının ne zaman doğduğu. AYM kararındaki gibi, bir alt geçidin etkilerinin zamanla ortaya çıkması durumunda, 'öğrenme' anı, bu olumsuz etkilerin somut ve ölçülebilir bir şekilde hissedilmeye başlandığı an olarak kabul edilmelidir.