Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.05.2023 tarihli (2020/403 E.) kararında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 17'nin, TCK'daki örgütlü suç düzenlemelerinden farklı olarak, infaz rejimi açısından nasıl bir istisna getirdiği açıklanmıştır? Bu istisnanın 'örgüt mensubu suçlu' olma şartı aranmaksızın uygulanmasının gerekçesi nedir?
YCGK'nın ilgili kararında, 3713 sayılı Kanun m. 17'nin, 'Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hakkında' koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik açısından İnfaz Kanunu'nun 107/4 ve 108. maddelerinin uygulanacağını belirttiği vurgulanmıştır. Kararın Komisyon gerekçesine de atıf yapılarak, bu düzenlemenin 'örgüt mensubu suçlu olmasalar bile' 3713 sayılı Kanun'da tanımlanan suçların (örneğin propaganda suçu) failleri hakkında da örgüt mensuplarına ilişkin ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanmasını sağladığı belirtilmiştir. Bu istisnanın temel gerekçesi, 3713 sayılı Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin, örgütle hiyerarşik bağları olmasa dahi, eylemlerinin niteliği itibarıyla özel bir 'tehlikelilik durumu' arz ettiğinin kanun koyucu tarafından kabul edilmesidir. Dolayısıyla, TCK m. 58/9'un aksine, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlarda ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanması için failin TCK m. 6/1-j anlamında 'örgüt mensubu suçlu' olması şartı aranmaz; suçu işlemiş olması yeterlidir. (Kaynak: orgutlu-suclarin-infazinda-TCK-m.58/9-ile-infaz-kanunu-m.107/4-tartismasi)