TCK m. 191 uyarınca verilen 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararına bağlı denetimli serbestlik tedbirinin ihlali üzerine, denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi işlemi, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 27.12.2019 tarihli kararına göre neden 'idari' değil, 'adli' nitelikte bir işlemdir? Bu nitelemenin, karara karşı itiraz edilecek merciyi nasıl değiştirdiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101957

Bu işlemin 'adli' nitelikte sayılmasının temel nedeni, doğurduğu hukuki sonuçtur. İşlem, basit bir idari düzenleme veya denetim planı değişikliği değil, doğrudan bir ceza muhakemesi sürecini başlatan, yani ertelenmiş olan kamu davasının 'açılması' sonucunu doğuran bir tetikleyici mekanizmadır (TCK m. 191/4-a). Bir işlemin sonucunda kişi hakkında bir kamu davası açılarak ceza yargılamasına tabi tutulma ihtimali doğuyorsa, o işlem idari niteliğini aşarak 'adli' bir nitelik kazanır. Bu niteleme, itiraz merciini temelden değiştirir. 5402 sayılı Kanun m. 18/1 uyarınca, denetimli serbestlik müdürlüklerinin 'idari' nitelikteki eylem ve işlemlerine (örneğin, denetim planının içeriği, görüşme gününün belirlenmesi gibi) karşı şikayet yolu infaz hâkimliğine açıktır. Ancak, Yargıtay'ın 'adli' olarak nitelediği bu dosya kapatma kararı, bir ceza soruşturmasının akıbetini belirlediği için, buna karşı yapılacak itirazların genel ceza muhakemesi kuralları çerçevesinde, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bağlı olduğu Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılması gerekir. Yargıtay, bu kararıyla, infaz aşamasındaki işlemlerin niteliğini, doğurdukları sonuca göre ayrıştırmakta ve denetim yollarını buna göre belirlemektedir.