Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (E. 2010/35184, K. 2013/596) kısmi süreli çalışan bir işçinin kıdem tazminatı hesabında, fiilen çalıştığı günlerin toplanarak bir hizmet süresi bulunmasını neden hukuka aykırı bulduğunu, 1475 sayılı Yasa'nın 14/1. maddesindeki 'hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl' ifadesini yorumlayarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101955

Yargıtay'ın bu uygulamayı hukuka aykırı bulmasının temel nedeni, 1475 sayılı Yasa'nın 14/1. maddesindeki ifadenin lafzı ve kıdem tazminatının amacına aykırı bir yorum olmasıdır. Madde, kıdem tazminatı için 'fiilen çalışılan her tam yıl' demez; 'hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl' der. 'Hizmet akdinin devamı', işçinin iş sözleşmesinin hukuken yürürlükte olduğu tüm zaman dilimini ifade eder. Kısmi süreli bir işçinin sözleşmesi, sadece çalıştığı saatlerde veya günlerde değil, işe başladığı tarihten ayrıldığı tarihe kadar kesintisiz olarak 'devam eder'. İşçi, çalışmadığı günlerde de o işverene hukuken bağlıdır. Fiilen çalışılan günleri toplayarak bir hizmet süresi bulmak, sözleşmenin devam ettiği ancak fiili çalışma olmayan (hafta tatili, dinlenme günü vb.) süreleri yok saymak anlamına gelir. Bu, hem yasanın lafzına hem de kıdemin 'işyerine bağlılık' ve 'yıpranma' esasına dayanan ruhuna aykırıdır. Bu nedenle Yargıtay, kıdemin hesabında, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki takvim yılının esas alınması gerektiğini, kısmi süreli çalışmanın sadece tazminatın hesaplanacağı 'ücretin' miktarını etkileyeceğini (kısmi ücret üzerinden hesaplama yapılır), ancak kıdem 'süresini' etkilemeyeceğini istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir.