Bir işyerinde doğalgaza geçilmesi sonrasında, kapıcı-kaloriferci olarak çalışan işçinin görevinin 'kısmi süreli' çalışmaya dönüştüğü iddiası karşısında, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (2014/10346 K.) hangi kriterlere bakarak çalışmanın hala 'tam süreli' olduğuna karar vermiştir? Bu karar, iş sözleşmesinin türünün belirlenmesinde fiili durumun önemini nasıl vurgulamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101953

Yargıtay bu kararında, iş sözleşmesinin türünün belirlenmesinde tarafların soyut iddiaları veya unvandaki değişiklikten ziyade, 'fiilen yapılan işin niteliği ve kapsamına' bakılması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, çalışmanın hala 'tam süreli' olduğuna karar verirken şu kriterleri dikkate almıştır: 1) Yazılı Bir Değişiklik Olmaması: İşçinin çalışma koşullarının kısmi süreliye dönüştüğüne dair yazılı bir sözleşme değişikliği veya anlaşma yapılmamıştır. 2) Fiilen Yapılan İşlerin Niteliği: Doğalgaza geçilmesi sadece 'kalorifer yakma' görevini ortadan kaldırmıştır. Ancak işçinin 'kapıcılık' görevi (temizlik, çöp toplama, bakım-onarım, bahçe işleri vb.) devam etmektedir. 3) Apartman Daire Sayısı: Yargıtay, apartmandaki daire sayısını dikkate alarak, kapıcılık hizmetlerinin niteliği gereği, bu kadar çok daireye hizmet vermenin fiilen tam gün bir mesai gerektireceği sonucuna varmıştır. Bu karar, iş hukukunda 'şekle değil, öze bakma' ilkesinin bir yansımasıdır. İşverenin tek taraflı olarak işin bir kısmını ortadan kaldırması, eğer işçi fiilen hala işyerinde tam gün mesai harcamasını gerektirecek nitelikte başka işler yapmaya devam ediyorsa, sözleşmenin kendiliğinden kısmi süreliye dönüştüğü anlamına gelmez. Önemli olan, işçinin haftalık fiili çalışma süresinin, emsal bir işçiye göre önemli ölçüde azalıp azalmadığıdır. Bu olayda azalmadığı tespit edilmiştir.