5271 sayılı CMK m. 193/1 'sanık gelmeden duruşma olmaz' ilkesini benimserken, m. 193/2 'suçun yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi' halinde sanığın sorgusu yapılmadan da karar verilebileceğini belirtir. Bu istisnanın temel mantığı nedir ve Yargıtay'ın bu istisnayı 'ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağı ve derhal beraat kararı verilebilecek hallerle' sınırlı olarak yorumlamasının (Karşı Oy, Y.18.CD, 2018/154 K.) sebebi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101946

CMK m. 193/2'deki istisnanın temel mantığı, 'usul ekonomisi' ve 'orantılılık' ilkeleridir. Yaptırımı nispeten hafif olan (sadece adli para cezası veya müsadere) suçlarda, sanığın sırf sorgusu yapılamadığı için yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek amaçlanmıştır. Sanığın yokluğunda karar verilebilmesi, adalet sisteminin işlerliğini sağlamaya yöneliktir. Ancak Yargıtay, bu istisnanın geniş yorumlanmasının 'yüzyüzelik', 'doğrudanlık' ve en önemlisi 'savunma hakkı' gibi temel muhakeme ilkelerini zedeleyeceği endişesiyle, uygulamasını daraltmıştır. Yargıtay'ın bu istisnayı 'derhal beraat kararı verilebilecek hallerle' sınırlı yorumlamasının sebebi şudur: Eğer dosyadaki delillerin bir takdiri, tartışılması ve sanığın lehine veya aleyhine bir değerlendirme yapılması gerekiyorsa, bu işlemler sanığın savunması alınmadan yapılamaz. Sanığın yokluğunda delil takdiri yapmak, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Ancak, iddianamede anlatılan fiil açıkça suç teşkil etmiyorsa veya suç olmaktan çıkarılmışsa, sanığın gelmesine gerek kalmadan, dosya üzerinden derhal beraat kararı verilebilir. Bu daraltıcı yorum, usul ekonomisi ile savunma hakkı arasında bir denge kurmayı hedefler.