HMK m. 154/3-ç, 'davadan feragat' beyanının geçerliliği için tutanağa yazılması, beyanda bulunana okunması ve imzasının alınması gerektiğini emreder. Mahkeme dışı bir sulh sözleşmesine dayanarak taraflardan birinin duruşmada 'davadan feragat ediyorum' demesi ancak bu beyanının altına imza atmaması durumunda, bu feragatin hukuki sonucu nedir? Bu durum, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/966 K. sayılı kararındaki karşı oyda belirtilen argümanlarla nasıl ilişkilendirilebilir?
Davadan feragat, davayı sona erdiren ve kesin hüküm gibi sonuç doğuran tek taraflı bir usuli işlemdir. HMK m. 154/3-ç'de sayılan 'okunma ve imza' şartı, feragat gibi geri dönülemez ve ağır sonuçları olan bir işlem için getirilmiş bir 'geçerlilik şartı'dır. Bu şartlara uyulmadan tutanağa geçirilen feragat beyanı, hukuken geçersizdir ve hiçbir sonuç doğurmaz. Yargılama devam eder. Bu durum, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/966 sayılı kararındaki karşı oyla doğrudan ilişkilidir. Karşı oyda, davalı vekilinin kendi lehine olan bir bozma kararına karşı 'direnilmesini' talep etmesinin, davanın kabulü anlamına geleceği, ancak bu beyanın HMK m. 154'teki imza gibi şekil şartlarını taşımadığı için 'geçerli bir kabul' olarak nitelendirilemeyeceği ve bu nedenle davalının direnme kararını temyiz etmekte hala hukuki yararı olduğu savunulmuştur. Her iki durum da aynı temel prensibe dayanmaktadır: Feragat, kabul, sulh gibi davayı esastan etkileyen ve sonuçlandıran beyanların hukuken geçerli sayılabilmesi için, kanunun aradığı ve iradenin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespitini sağlayan şekil şartlarına (okunma, imza) harfiyen uyulması zorunludur. Şekle uyulmaması, beyanı yok hükmünde kılar.