5275 sayılı CİK m. 105/A'da düzenlenen denetimli serbestlik bir 'hak' mıdır, yoksa idarenin ve infaz hâkiminin takdirine bağlı bir 'imkan' mıdır? Maddede geçen '...karar verilebilir' ifadesinin hukuki niteliğini ve bu takdir yetkisinin kullanılmasında gözetilmesi gereken temel ilkeleri tartışınız.
Denetimli serbestlik, hükümlü için mutlak, kazanılmış bir 'hak' değil, kanunda belirtilen objektif şartların (süre, iyi hal vb.) varlığı halinde değerlendirmeye alınacak bir 'imkan' veya 'koşullu hak'tır. CİK m. 105/A'daki '...karar verilebilir' ifadesi, bu kurumun otomatik olarak uygulanmadığını, infaz hâkimine bir takdir yetkisi tanıdığını açıkça göstermektedir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız ve keyfi değildir. Hâkim, bu yetkiyi kullanırken şu temel ilkeleri gözetmelidir: 1) Kanunilik: Öncelikle kanunda aranan objektif şartların (koşullu salıverilmeye kalan süre, açık cezaevinde bulunma veya bu hakkı kazanma, iyi hal vb.) gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmelidir. 2) Bireyselleştirme ve Orantılılık: Hâkim, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporunu dikkate alarak, hükümlünün kişiliğini, suç işleme riskini, topluma yeniden uyum sağlama potansiyelini değerlendirmelidir. Denetimli serbestliğin, hükümlünün ıslahı ve toplum güvenliği arasındaki dengeyi sağlayıp sağlamayacağını tartmalıdır. 3) Gerekçe: Verdiği kararı (ister kabul, ister ret olsun) somut ve denetlenebilir gerekçelere dayandırmalıdır. Dolayısıyla, denetimli serbestlik bir 'imkan' olmakla birlikte, şartları taşıyan bir hükümlünün talebinin keyfi veya gerekçesiz olarak reddedilmesi, hukuka aykırı olacaktır.