CMK m. 198/2, sanığın kendisini müdafii ile temsil ettirmesi durumunda eski hale getirme hakkından yararlanamayacağını belirtir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.02.2022 tarihli kararı, müdafiin temyiz süresini geçirmesi gibi 'kusurlu' bir davranış sergilemesi halinde sanığa eski hale getirme imkanı tanınabileceğine işaret etmektedir. Bu yorum, 'temsil' kavramının hangi yönünü ön plana çıkarmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101924

Yargıtay'ın bu yorumu, 'temsil' kavramının şekli (formel) yönünden ziyade, maddi ve fonksiyonel (etkin) yönünü ön plana çıkarmaktadır. Şekli yoruma göre, sanığın bir müdafii atamasıyla birlikte temsil ilişkisi kurulmuş olur ve müdafiin her eylemi ve ihmali doğrudan sanığa atfedilir. CMK m. 198/2'nin lafzı bu yoruma daha yakındır. Ancak YCGK, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın bir unsuru olan 'etkili savunma hakkı' çerçevesinde bir yorum yapmaktadır. Bu yoruma göre, temsilin amacı, sanığın haklarını etkin bir şekilde korumaktır. Eğer müdafii, bariz bir kusur veya ihmal ile (örneğin kanun yolu süresini kaçırarak) sanığın en temel haklarından birini (davasını bir üst mahkemeye taşıma hakkı gibi) kullanılamaz hale getiriyorsa, bu durum 'etkin bir temsil'in gerçekleşmediği anlamına gelir. Yargıtay, bu durumda müdafiin kusurunun sonuçlarını tamamen sanığa yüklemenin adil olmayacağını ve savunma hakkının özünü zedeleyeceğini düşünerek, CMK m. 198/2'nin katı uygulamasını esnetmekte ve sanığa 'eski hale getirme' yoluyla bir telafi imkanı tanımaktadır. Bu, temsilin sadece varlığının değil, işlevini yerine getirip getirmediğinin de önemli olduğunu vurgulayan bir yaklaşımdır.