3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi, bu kanun kapsamındaki suçlardan mahkum olanlar hakkında İnfaz Kanunu m. 107/4'ün uygulanacağını açıkça belirtir. Bu özel atıf hükmünün varlığı, TCK m. 220 kapsamındaki (terör amacı gütmeyen) suç örgütleri açısından yapılan infaz değerlendirmesinden neden farklı bir sonuç doğurur? YCGK'nın 24.05.2023 tarihli kararında bu ayrıma vurgu yapmasının sebebi nedir?
Bu özel atfın varlığı, kanun koyucunun 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçları işleyen tüm faillerin, 'örgüt mensubu olup olmadıklarına bakılmaksızın', tehlikelilik derecelerini yüksek kabul ettiğini ve hepsini aynı ağırlaştırılmış infaz rejimine (3/4 koşullu salıverilme) tabi tutmak istediğini gösterir. TMK m. 17'nin gerekçesinde de bu durum '...örgüt mensubu suçlu olmasalar bile...' ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. Bu hüküm, İnfaz Kanunu m. 107/4'e yapılan doğrudan bir yollama olup, TCK m. 58/9 veya TCK m. 6/1-j'deki 'örgüt mensubu suçlu' tanımından bağımsız, özel bir düzenlemedir. TCK m. 220 kapsamındaki suç örgütleri için ise böyle bir genel atıf yoktur. Bu nedenle, TCK m. 220 kapsamındaki bir suçta, ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanabilmesi için failin 'örgüt mensubu' olup olmadığı (kurucu, yönetici, üye) ayrıca değerlendirilmelidir. YCGK'nın bu ayrıma vurgu yapmasının sebebi, 'kanunilik' ilkesidir. Ağırlaştırılmış bir infaz rejimi olan 3/4 kuralı, temel hak ve özgürlüklere bir müdahale niteliğindedir ve ancak kanunda açıkça öngörülen hallerde uygulanabilir. 3713 sayılı Kanun bu açıklığı sağlarken, TCK m. 220'de bu tür genel bir atıf bulunmadığından, uygulama alanı daha dar tutulmak zorundadır.