Örgütlü suçların infaz rejimini düzenleyen TCK m. 58/9 ile 5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 107/4 arasındaki ilişkiyi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.05.2023 tarihli kararı ışığında analiz ediniz. 'Örgüt mensubu suçlu' kavramının kapsamı, örgüte sadece 'yardım eden' kişileri neden dışarıda bırakmaktadır ve bu durumun ceza infaz hukuku açısından yarattığı temel sorun nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101911

TCK m. 58/9, 'örgüt mensubu suçlu' hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanacağını ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedileceğini düzenler. Bu, bir güvenlik tedbiridir. İnfaz Kanunu m. 107/4 ise, 'suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkum olanların koşullu salıverilme oranını 3/4 olarak belirleyen özel bir infaz kuralıdır. YCGK kararı, bu iki norm arasında bir paralellik kurar. TCK m. 58/9'un uygulanabilmesi için failin TCK m. 6/1-j'de tanımlanan 'örgüt mensubu suçlu' olması gerekir. Bu tanım; örgütü kuran, yöneten, üye olan veya örgüt adına suç işleyen kişileri kapsar. 'Örgüte yardım etme' (TCK m. 220/7) bu tanımın dışındadır. Çünkü yardım eden kişi, örgütün hiyerarşik yapısına dahil değildir ve üye olarak kabul edilmez. YCGK, bu nedenle, örgüte sadece yardım eden sanıklar hakkında TCK m. 58/9'un uygulanamayacağını belirtir. Bu durumun yarattığı temel sorun şudur: İnfaz Kanunu m. 107/4, 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkumiyeti yeterli görürken, TCK m. 58/9 daha dar bir kavram olan 'örgüt mensubu suçlu' olmayı aramaktadır. Bu durum, örgüt üyesi olmayıp sadece örgüt faaliyeti çerçevesinde bir suça katılan (örneğin örgüte yardım eden) bir kişinin koşullu salıverilmesinin 3/4 oranına tabi olup olmayacağı konusunda bir belirsizlik ve yeknesak olmayan uygulamalara yol açmaktadır. YCGK, TCK m. 58/9 açısından yardım edenin kapsam dışı olduğunu netleştirmiş, ancak m. 107/4'ün bağımsız uygulanabilirliği konusundaki tartışmayı tam olarak sonlandırmamıştır.