DMK m. 36/A/4, belirli teknik unvanlara sahip kişilerin 'Teknik Hizmetler Sınıfında görev almak şartıyla' giriş derece ve kademelerine bir derece eklenmesini öngörür. Danıştay'ın (E:1990/696, K:1994/1384) bu bir derecelik yükselmenin, ancak üst derecede boş bir kadro bulunması halinde 'derece' olarak, aksi halde 'üç kademe' olarak verilmesi gerektiği yönündeki kararının hukuki dayanağı nedir? Bu yorum, kazanılmış hak aylığı ile kadro derecesi arasındaki farkı nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101910

Danıştay'ın bu kararının hukuki dayanağı, DMK m. 36'daki özlük hakkı düzenlemesi ile m. 68'deki derece yükselmesinin usul ve şartlarını bir arada yorumlamasıdır. DMK m. 36/A/4, kişiye bir 'kazanılmış hak aylık derecesi' artışı sağlar. Bu, kişinin maaşının ve özlük haklarının o derece üzerinden hesaplanacağı anlamına gelen kişisel bir haktır. Ancak, kişinin fiilen bir üst 'kadro derecesine' atanabilmesi, yani o unvanı resmi olarak taşıyabilmesi, idari bir işlem olup, DMK m. 68'de belirtilen şartlara, özellikle de 'üst dereceden boş bir kadronun bulunması' şartına bağlıdır. Danıştay bu ayrımı yaparak şöyle bir sonuca varmaktadır: Eğer üst derecede (örn: 3. derece) boş bir tekniker kadrosu varsa, kişi hem kazanılmış hak aylığı olarak hem de fiili kadro derecesi olarak o dereceye atanır ve 1 derecelik artıştan tam olarak faydalanır. Ancak, üst derecede boş kadro yoksa, idare kişiyi fiilen o kadroya atayamayacağı için, 1 derecelik artışın mali karşılığı olan 'üç kademe ilerlemesi' mevcut derecesine eklenir. Böylece kişinin kazanılmış hak aylığı (maaşı) yükseltilmiş olur, ancak kadro derecesi aynı kalır. Bu yorum, 'kazanılmış hak aylığı'nın kişisel bir hak olduğunu, 'kadro derecesi'nin ise idari teşkilat yapısına ve kadro durumuna bağlı bir pozisyon olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.