HMK m. 154/3-ç, 'ikrar' beyanının geçerli olabilmesi için 'beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak' şartını öngörmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin (2015/10725 K.), duruşmada borcu ödediğini beyan eden davalının bu beyanının altında imzası olmadığı için bunu 'usulüne uygun bir ikrar' saymamasının hukuki sonuçları nelerdir? Bu durum, ispat yükünün dağılımını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101904

Bu durumun en temel hukuki sonucu, o beyanın 'ikrar' olarak kabul edilmemesi ve ikrarın doğuracağı hukuki sonuçları (HMK m. 188'e göre ikrar eden taraf aleyhine kesin delil teşkil etmesi) doğurmamasıdır. HMK m. 154/3-ç'deki 'okunma ve imza' şartı, bir geçerlilik şeklidir. Bu şekle uyulmadan tutanağa geçirilen bir beyan, hukuken 'ikrar' niteliğini kazanamaz. Yargıtay kararındaki olayda, davalının 'borcu ödediğini' beyan etmesi, normalde borcun varlığını ikrar edip ödeme savunmasında bulunduğu anlamına gelir ve bu durumda ödemeyi ispat yükü kendisine (davalıya) geçer. Ancak mahkeme, bu beyanı imza şartı eksik olduğu için 'geçerli bir ikrar' olarak kabul edemez. Bu durumda, davanın temelindeki borcun varlığını ispat yükü, genel kural gereği, alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerinde kalmaya devam eder. Yani, usulsüz ikrar nedeniyle ispat yükü davalıya geçmez. Mahkemenin, usulsüz bir ikrara dayanarak ispat yükünü tersine çevirmesi ve davalıya yemin teklif etme hakkı kullandırması, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'usulüne uygun ispat kurallarının uygulanması' ilkesini ihlal eder ve bu nedenle bozma sebebidir.