4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir kamu görevlisi hakkında, aynı fiil nedeniyle hem Cumhuriyet savcılığınca (soruşturma izni istenmeksizin) kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hem de Kaymakamlıkça soruşturma izni verilmemesi üzerine yapılan itirazda Bölge İdare Mahkemesi'nin izni vermesi durumunda, hukuken geçerli olan süreç hangisidir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2006/10703 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101887

Bu durumda hukuken geçerli olan süreç, Bölge İdare Mahkemesi'nin kararıyla başlayan süreçtir. Yargıtay 4. CD'nin kararının temel mantığı şudur: 4483 sayılı Kanun kapsamındaki suçlarda 'soruşturma izni', bir soruşturma şartıdır. Bu izin alınmadan Cumhuriyet savcısının yürüteceği işlemler, 'ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka' bir işlem olamaz. Dolayısıyla, savcılığın soruşturma izni almadan başlattığı soruşturma hukuken 'başlamamış' sayılır ve bu nedenle verdiği 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar' da hukuken geçersizdir ve yok hükmündedir. Çünkü savcı, soruşturma yapma yetkisini henüz kazanmamıştır. Buna karşılık, Kaymakamlığın kararı ve buna itiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği 'soruşturma izni verilmesi' kararı, 4483 sayılı Kanuna uygun, geçerli bir idari süreçtir. Bu izinle birlikte soruşturma şartı gerçekleşmiş olur. Bu nedenle, savcılığın daha önce verdiği geçersiz takipsizlik kararı yok sayılarak, Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı uyarınca yeni ve usulüne uygun bir ceza soruşturması başlatılması gerekir.