TCK m. 58/7 uyarınca cezanın infazından sonra uygulanacak denetimli serbestlik tedbirine hükmedilirken, mahkemenin 'infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik süresini belirtmesi' Yargıtay tarafından neden hukuka aykırı bulunmaktadır (Y7.CD, 17/10/2018 T.)? Bu durum, mahkemenin görevi ile infaz kurumlarının görevi arasındaki ayrımı nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101883

Bu durumun hukuka aykırı bulunmasının temel nedeni, ceza ve güvenlik tedbirlerinin 'infaz' aşamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin mahkemeye değil, infaz idaresine (Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, İnfaz Hakimliği vb.) ait olmasıdır. TCK m. 58/7, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin 'uygulanmasına' hükmedileceğini belirtir. Mahkemenin görevi, bu tedbirin uygulanması gerektiğine karar vermektir. Ancak bu tedbirin 'nasıl', 'ne kadar süreyle' ve 'hangi yükümlülüklerle' uygulanacağı, hükümlünün infaz sürecindeki davranışları, risk ve ihtiyaç analizi gibi dinamik unsurlara bağlıdır ve bu değerlendirme infaz aşamasında, ilgili mevzuat (CİK, Yönetmelik vb.) çerçevesinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve İnfaz Hakimliği tarafından yapılır. Mahkemenin hüküm aşamasında belirli bir süre (örn: '1 yıl süreyle denetimli serbestlik') belirlemesi, infaz idaresinin bu dinamik değerlendirme yapma ve kanunun kendisine verdiği yetkiyi kullanma alanını kısıtlar. Bu, yargılama (hüküm kurma) yetkisi ile infaz yetkisi arasındaki fonksiyonel ayrımın ihlali anlamına gelir.