TCK m. 191 kapsamındaki uyuşturucu kullanma suçundan hükümlü olanlar için denetimli serbestlik sürecinde 'tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü' getirilmesi (CİK m. 105/A(5)), bu suç tipinin hangi özelliğiyle doğrudan ilişkilidir ve bu yükümlülüğün ihlali durumunda uygulanacak yaptırımın diğer denetimli serbestlik ihlallerinden bir farkı var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #101878

Bu özel yükümlülük, TCK m. 191'deki suçun salt bir cezalandırma değil, aynı zamanda bir 'tedavi ve önleme' amacı taşımasıyla doğrudan ilişkilidir. Kanun koyucu, uyuşturucu kullanma fiilini bir suç olarak tanımlarken, failin aynı zamanda bir 'hasta' veya 'bağımlı' olabileceğini kabul etmekte ve ceza adalet sistemini bir rehabilitasyon aracı olarak kullanmayı hedeflemektedir. Bu nedenle denetimli serbestlik, bu hükümlüler için sadece bir denetim değil, aynı zamanda zorunlu bir tedavi sürecidir. Bu yükümlülüğün ihlali, diğer yükümlülüklerin ihlali ile aynı hukuki sonuca tabidir. Yani, hükümlünün tedavi programına uymamakta ısrar etmesi halinde, CİK m. 105/A(6) uyarınca denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Özel bir yaptırımı yoktur, genel ihlal kuralları uygulanır.