5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlikten yararlanma şartları arasında sayılan 'açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan' hükümlünün durumu, idarenin hangi sorumluluk ilkesi çerçevesinde değerlendirilebilir ve bu durumun hükümlünün hakları üzerindeki etkisi nedir?
Bu durum, idarenin hizmet kusuru sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilebilir. Hükümlü, kanunun aradığı şartları taşımasına rağmen, idarenin eylemsizliği veya yetersizliği (örneğin, açık cezaevinde yer olmaması gibi) nedeniyle bir haktan mahrum bırakılmaktadır. 5275 sayılı CİK m. 105/A(2) bu durumu özel olarak düzenleyerek, hükümlünün iradesi dışındaki bu tür engellerin denetimli serbestlik hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtir. Bu hüküm, idarenin kusurundan kaynaklanan bir mağduriyeti önlemeyi amaçlar ve hükümlünün, diğer şartları taşıması halinde, kapalı ceza infaz kurumunda bulunmasına rağmen denetimli serbestlikten yararlanmasına olanak tanır. Bu, aynı zamanda sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.